Atatürk’ün Hz. Muhammed ile İlgili Düşünceleri ve Sözleri

admin 26 Mayıs 2014 8

Atatürk’ün Kuran-ı Kerim’e duyduğu derin sevgi ve saygısı, İslam dininin en saf şekliyle yaşanmasına olan inancı onun dindar yönünü her dönemde ortaya çıkarmıştır. Her zaman gerçek din ile batıl inançlarla dolu gericiliği net biçimde ayıran Atatürk, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah’tan, İslam’dan, Kuran’dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk Milleti’ne, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiş. Allah’a yönelmede Hz. Muhammed’i rehber göstermiştir: 
———————————————————————
“Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.” (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979) 
———————————————————————
Hz. Muhammed’i överek O’nu kendisine örnek alan Atatürk, Hz. Muhammed’in peygamberliğine kesin olarak iman etmişti. Hz. Muhammed’e duyduğu hayranlığı ve O’nun peygamberliğini heyecanla anlattığı bir sırada yanında bulunan M. Şemseddin Günaltay, Ata’nın o anki halini şöyle anlatmıştır:
“… Atatürk’ün denizlerden renk alıp renk veren gözleri, masanın üzerinde serili haritaya dikildi ve beni kolumdan tutarak masanın başına çekip parmağını bir noktaya dikti. Bu, kendi elleriyle çizdikleri bir askeri harita idi ve Hz. Muhammed’in büyük Bedir Cengi’ni adım adım gösteriyordu. Hz. Muhammed’e ve O’nun peygamberliğine kadar, büyük askeri dehasına hayran olan eşsiz Sakarya Galibi, Bedir Galibi’ni göklere çıkarırken, “O’nun Hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar” diye heyecanlandı.
(…/…/……)
———————————————————————
– Hz. Muhammed’in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların karı değildir, O’nun Peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır. 
(Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.28)
———————————————————————
“Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.” 
(Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s. 4)
———————————————————————
Atatürk’ün İslamiyet ile İlgili Düşünceleri: Atatürk, dinimizin tam anlamıyla ve aslına uygun olarak yaşanmasını ve milletimize doğru, modern, hurafelerden arındırılmış bir din anlayışını benimsetmeyi hedeflemiştir. Hiçbir aşırılığa kaçmadan, Kuran’ın modern bir dünyayı tarif ettiğini çok net biçimde izah etmiştir.Açıkça anlaşılmaktadır ki, gerçek manada dindarlık, heyecanlı fanatiklerin, tutucu, kapalı görüşlü kimselerinkinde değil; Atatürk’ün tarif ettiği ılımlı, insancıl, modern yapıda kendini göstermektedir.Büyük Atatürk’ün, İslam dinini, Kuran-ı Kerim’i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O’nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgeler olarak kabul edilmelidir. 
———————————————————————
Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün Hazreti Muhammed’e olan sevgi ve saygısı, yaşanan örnek olaylarda ortaya çıkmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çıkarılan Diyanet Dergisi’nin 2007 Kasım ayı sayısında emekli öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Vehbi Ecer’in, ”Atatürk’te Peygamber Sevgisi” başlıklı yazısında, yaşanan olaylarla Atatürk’ün Hazreti Muhammed’e duyduğu sevgi ve saygı anlatılmaktadır. ”Beğenilen, değer verilen, önemli görülen şey sevilir. Atatürk’ün beğendiği, saygı duyduğu, değer verdiği, takdir ettiği en büyük insan Peygamberimiz Hazreti Muhammed idi” ifadesinin yer aldığı yazıda, Atatürk’ün Hazreti Muhammed’in büyüklüğüne dil uzatanları affetmediğine dikkat çekilerek yaşanan şu olaya yer verilmektedir:

”Allah ve Peygamber konuları ulu orta Atatürk’ün yanında tartışma konusu yapılamazdı. Bir gece sofrada sohbet sırasında Peygamberi tenkit ederek Atatürk’e yaranacağını zanneden birisinin konuşmasını kızgın bir şekilde elini masaya vurarak, keser ve ‘bu konuyu kapatın… Peygamberi küçültmek isterseniz, kendiniz küçülürsünüz!’ der.” 
(…/…/……)
———————————————————————
Atatürk, 1926 yılında yaptığı bir konuşmada Hazreti Muhammed’in adının unutulmayacağını vurgulayan konuşmasında: ”O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinden bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonsuza kadar O, ölümsüzdür” ifadelerini kullandığına dikkat çekmektedir.
(…/…/1926)
———————————————————————
Atatürk’ün 1 Kasım 1924’te yaptığı konuşmada, Hazreti Muhammed’in kabilesi tarafından sevilen bir kişi olduğunu ve nasıl peygamber olduğunu anlatmaktadır: ”Son peygamber olan Muhammed Mustafa, 1394 sene evvel Rumi nisan içinde rebiülevvel ayının on ikinci pazartesi gecesi sabaha doğru tan yeri ağarırken doğdu… Hazreti Muhammed eyyam-ı sabavet (çocukluk günleri) ve şebabeti (gençliği) geçirdi. Fakat henüz peygamber olmadı. Yüzü nuranî (ışıklı, saygı uyandıran) sözü ruhanî, reşit, rüiyette bibedel (görünüşte emsalsiz), sözüne sadık ve halim, mürüvvetçe (iyilikseverlikte) saire faik (başkalarına üstün) olan Muhammed Mustafa, evvela bu evsaf-ı mahsusa (özel nitelik) ve mütemayizesiyle (sivrilmesiyle…) kabilesi içinde Muhammed’ül-Emîn (güvenilir Muhammed) oldu.

Muhammed Mustafa, peygamber olmadan evvel kavminin muhabbetine, hürmetine, itimadına mazhar oldu. Ondan sonra ancak 40 yaşında nübüvvet ve 43 yaşında risalet (peygamberlik) geldi. Fahr-i alem Efendimiz namütanahî (sonsuzca) tehlikeler içinde, bipayan (tükenmez) mihnetler ve meşakkatler karşısında 20 sene çalıştı ve din-i İslamı tesise ait vazife-i peygamberisini ifaya muvaffak olduktan sonra vasıl-ı ala-yı illiyyin (cennetin en yüce yerine erişen) oldu.”
(01/11/1924)
———————————————————————
Atatürk’ün İslam Düşmanı Bir Şarkiyatçının Hz. Muhammed Hakkında Yazdığı Bir Kitaba Gösterdiği Tepki

“1930 yıllarında, İslam düşmanı bir şarkiyatçının Hz. Muhammed hakkında yazdığı bir kitabı tercüme eden bir yazar, eserini Atatürk’e takdim eder. Atatürk kitabı inceledikten sonra tarihçi Prof. Dr. Şemsettin Günaltay’ı çağırtır ve kitap hakkında fikrini sorar. Günaltay’ın cevabı:
– Ele alınacak bir şey değil, bir facia olur Paşam.
Atatürk Günaltay’ın sözünü bitirmesini beklemeden yerinden fırlar ve yanında bulunan Başvekil İsmet Paşa’ya dönerek:
– Bu paçavrayı toplatın ve tercümeyi yapanı da devlet hizmetinde kullanılmamak üzere hükümet kapısından uzaklaştırın, der.”

1930 yılında Hazreti Muhammed’i küçük düşürmeye yönelik ifadeleri içeren bu kitap ve yazar hakkında Atatürk’ün, şu açıklamayı yaptığı kaydediliyor: ”Muhammed’i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesi’nde en büyük komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve tatbik edebilir? Tarih, gerçekleri değiştiren bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harpte bile askeri dehası kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Muhammed, bu harp sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.”

Kaynak: Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş
———————————————————————
İslam dininin dünya insanlığı için büyük bir inkılap olduğunu ifade eden Atatürk’ün, Hazreti Muhammed’in vefatının yıldönümü dolayısıyla 1930 yılında yaptığı bir konuşmada da İslam dininin insanlık için bir inkılap oluşunu ve korunması gerektiğini şu cümlelerle açıkladığı kaydediliyor: ”Büyük bir inkılap yaratan Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli etmek gerekti. Peygamber ölür ölmez düşünülecek şey, bir an evvel onu toprağa tevdi etmek değil yapmış olduğu inkılâbı emniyet altına almaktı…”
(…/…/1930)
———————————————————————
Sonuç: İslam dinini iyi anlayan ve İslam peygamberinin büyüklüğüne, eşsizliğine hayran olan, O’na iftira edilmesine razı olmayan ve izin vermeyen Atatürk’ün dinimize ve peygamberimize karşı olmadığını, Atatürk’ün sadece ve sadece yanlış ve batıl inanışlar ile dinin istismarına karşı olduğunun anlaşılması gerekmektedir.

http://www.ataturkinkilaplari.com/ao/58/ataturk%E2%80%99un-hz-muhammed-ile-ilgili-dusunceleri-ve-sozleri.html

8 Comments »

  1. Adsız 27 Mayıs 2014 at 20:17 - Reply

    O yüzden mi tekke ve zaviyeleri kaldırdı o yüzden mi alimleri astı o yüzden mi kuran harfleri yerine latin harfleri getirdi…

  2. Mustafa 29 Mayıs 2014 at 13:14 - Reply

    Kemal Atatürk’ün Hz.Muhammed’e olan sevgi ve bağlılığı tartışılmaz. Atatürk haşa dinsiz değildir.Tam aksine Velidir.Atatürk’ün dine hizmetleri vardır ve bunları kimse inkar edemez.Atatürk dini siyaset ve ticaret aracı olarak kullananlara karşıdır. Başına her takke takan hoca olursa tabi ki tekke ve zaviyeler kapatılır. Hocalar askerden muaftı bunu fırsat bilenler bu yerlere çöreklendiler.Kurtuluş savaşında din adına görev yapanları bu millet unutmadı. “Kuvayi Milliye dinsizdir, bu mücadeleyi verenler de dinsizdir.Şeyhülislam’ın verdikleri fetvalar Anadolu topraklarına Yunan uçakları atıldı bu ülkede”

    Gerçek Alimler her zaman değer görmüştür. Sizin bahsettikleriniz Milletin geleceğini karanlık yapacak Emperyalistlere hizmet eden vatan hainleridir. Onlara da alim,hoca,dede denmez !

    Osmanlı’da okuma yazma oranı neydi haberiniz var mı? Ayrıca Osmanlıca Kuran dili değildir. Osmanlıca Arapça,Farsça ve Türkçe’nin karışımı bir dildir.

    Atatürk Kuran-ı Kerimi Türkçeye çevirmiştir. İbadet dilinin de öz dilimiz Türkçe olmasını için adımlar atmıştır. Kuranda “Ben okuyup anlayasınız diye Arapça indirdim.” demektedir. Bu da dilin sadece bir araç olduğunu göstermektedir. Çünkü mesele din değil dil’dir. Siz bunu da kabul etmiyorsunuz çünkü sizin her şeyiniz görüntü ve şekilden ibaret.
    2 rekat namazla Cenneti zorluyorsunuz.Şaka gibi.

  3. elif 29 Mayıs 2014 at 22:45 - Reply

    Mustafa Kemal Atatürk modern Türkiye’yi kurarken her alanda olduğu gibi din alanında da yenilikler yapmıştır..Osmanlı’yı içten içe kemiren hurafeleri, islamiyeti işkenceye şekilciliğe çeviren hacı hoca gibi tebaları ortadan kaldırdıktan sonra din alanındaki en önemli adımını atmıştır..Dönemin en büyük müfessiri olan Elmallılı Hamdi Yazır’a masraflarını kendi cebinden karşılamak üzere Kuran’ın tefsirini ve tercümesini yaptırmıştır..Tam dokuz ciltlik bir tefsir..Türkiye’de islam konusunda başvurulan en önemli kaynak hala Elmalılı Tefsiridir..Mustafa Kemal dinsiz bir Türkiye yaratmamıştır, dini doğru kaynaklardan öğrenmemiz için düzenlemeler ve çalışmalar yapmıştır..Bu tefsiri hazırlatırken masraflarını kendi cebinden karşılaması sadece aklının değil gönlünün de islamiyetten yana olduğunun kanıtıdır bence..Tekke zaviyeleri kapattı ,hacıyı hocayı astı,arapçayı kaldırdı diye klişeleşmiş laflar yerine bunları neden yaptığını araştırdığımız zaman Mustafa Kemal’in islamiyete ne kadar gönül verdiğini anlamış olmak hiç de zor olmasa gerek..Ben müslümanım diyen Türk insanı dinini anlamaya başladıysa eğer,bunu Kuran’ı Türkçe’ye çeviren ve ücretsiz dağıtan Mustafa Kemal’e borçludur..Bu güzelliklere rağmen hala Mustafa Kemal’e dinsiz diyenler din tüccarlarından başkası değildir..

  4. zübeyde 29 Mayıs 2014 at 22:45 - Reply

    Atatürk, haşa İslam’a değil, İslam’ı kendi çıkarları için kullanan yobazlara karşıydı.
    Atatürk, alimleri değil , vatanın esenliğini istemeyen , manda yönetimini kabul edip özgürlüğe karşı çıkan, bunu da dini emirlerle insanlara kabul ettirmeye çalışan kişileri astırmıştır.
    Yozgat’ta geçen gerçek bir bir olay şöyle olmuştur.Atatürk, Kuvayi Milli’ye ye karşı çıkıp, insanları dinle yanıltmaya çalışan,Kur’anı silah gibi kullanan tüm hocaları toplar,ortaya bir Kur’an koyar ve onlara derki; kim bu Kur’ana basıp geçerse onu affedeceğim. Kur’anı kendilerine alet eden tüm hocalar Kur’anın üstüne basıp geçerler, can korkusuyla, sadece bir hoca derki,Paşam isterseniz beni asın ama ben O Kur’ana basamam, bunu üzerine Atatürk , Kur’anın üstüne basan diğer hocaları astırır,siz canınız için kutsal değerinizden vazgeçtiniz der sadece Kur’an’a basmayan hocayı affeder ve Yozgat’a müftü tayin eder.
    Başka bir olayda da Suudi Arabistan’da mezarlara saygı duyulmadığı için mezarlar yıkılmaya başlar ve bunların içinde Hz.Peygamberin türbesi de vardır.Bu haber Atatürk’e ulaşır ve derhal bir “nota” gönderir ve Hz.Peygamberin türbesinin yıkılamayacağını bildirir ve derki: Eğer , tek taşına dahi dokunursanız,ordumu oraya gönderirim.

    Tekke ve zaviyeleri kapatma nedeni ise , tarikatların ve cemaatlerin devleti ele geçirme çalışmalarıydı.

    Bunların içinde ,Hacı Bektaş ve Mevlana türbelerini kapatmamıştır .

    Atatürk, sadece bir lider değil keramet sahibi ULU bir kişidir.

  5. Hüzün 29 Mayıs 2014 at 23:22 - Reply

    Vatan sevgisi imandan gelir. Bunu herkes bilir. Bu bağlamda; Vatanı için gece gündüz çalışan, canını ortaya koyan Yüce Mustafa Kemal, gerçek iman sahibidir. Bazıları gibi din iman deyip servetine servet katmamıştır. Varını yoğunu bu aziz millete bırakmıştır. Dinimize de en büyük hizmeti ederek laikliği getirmiş, dinin çıkar için kullanılmasının önüne geçmiştir. Atatürk’ün ışığıyla sadece Türkiye değil, tüm İslam alemi aydınlanmıştır. Sömürge altında ezilen Müslüman halklar , Atatürk’ün fikirleri sayesinde bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Atatürk’ün İslam dinine hizmetlerini görmezden gelmek nankörlüktür. Atatürk, İslam alemine Allah’ın bir lütfudur.

  6. ögrenci 5 Haziran 2014 at 10:35 - Reply

    Mustafa kemal Atatürk canını ortaya koyan gerçekten iman sahibi bir insandır. Türk milleti için elinden gelen her şeyi yapmış sevgi dolu kalbiyle bizlere yardım etmiş ve devletimizin başına geçmiştir. Atatürk gerçekten iman sahibi olmasaydı neden Kuran-ı Kerimi Türkçeye çevirilmesini istesin? Boşa iftira atmaktan utanmayan insanlarda var.

  7. Sertan 19 Ocak 2016 at 20:27 - Reply

    En yukarda adsız yazıyor o yüzden mi sizlere kimlik ve o yüzdenmi hür yaşamayı sundu özgürlük haklarını verdi sahte hocaları orta dan kaldırdı diyemi bu kadar düşman sınız o yüzden mi ulu önder mustafa kemal atatürk yurt dışında çami yaptırdı ve hayla o cami duruyor bu yüzden sizin gibiler yüzünden iç savaş çıkıyor ülkenin anasını sizin gibi beyinsizler öldürüyor ve bu kadar insan acı çekiyor kan dökülüyor sizler döküyorsunuz ulu önder mustafa kemal atatürk ilelebet kıyamete gününe kadar yaşatılacaktır …. Götü yiyen varsa hakaret eden varsa beni bulur geçmiş neslimize ve tarihteki komutanlarımıza saygımız sonsuz çünkü biz Osmanlının torunları ve Mustafa Kemalin Askerleriyiz …. Ne Mutlu Türküm Diyene

  8. batuhan 31 Mayıs 2016 at 23:19 - Reply

    Mustafa Kemal Atatürk Şeriat ile yönetilen bir devletin bugünkü adıyla dolandırıcı nitelikte olan din tüccarları ve din adamlarının halk üzerideki olumsuz nedenleri ile laikliği ülkeye uygun görmüştür fakat günümüzde neden kaldırıldığı bilinmediği için dinsiz denilmektedir fakat M.Kemal Atatürk ün Balıkkesir hutbesini okusalar dinsiz olmadığını zaten Kur an dada dediği gibi hiç bilenle bilmeyen bir olurmu
    Doğrusu ancak akıl sahipleri bunu aklıyla düşünür.
    Eğer Atatürk o zamanki ülke içindeki gücünü kullansa halkın egemenliği değilde babadan oğla geçen bir saltanat kullansaydı bugünkü halk daha çok değer gösterirdi çünkü bizim devletimizde insanlar yönetmekten daha ziyada yönetilme taraftarıdır…

Yorum Yaz »

Önceki yazıyı okuyun:
Atatürk’ün Spor ve Sporcu ile İlgili Sözleri

Atatürk’ün Spor ve Sporcu ile İlgili Sözleri Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin ; hiç kimseyi aldatmayacaksın ; memleket...

Kapat